Anadolu Selçuklularında Ahşap İşleme Sanatı

Anadolu Selçuklularında Ahşap İşleme Sanatı

Ağaç oyma sanatı Anadolu’da özellikle 12-15. yüzyıllar arasında zengin ve yetkin bir kullanım alanına sahip olmuştur. Ağaç işçiliğinin en zengin ve çeşitli örneklerine Selçuklular devrinde rastlanır. Türklerin Müslümanlığı kabul etmelerinden sonra oyma sanatı daha çok Türkistan’da gelişim göstermiştir. Sonraları Selçuklu devlerinin hakim olduğu ülkelerde meydana getirdikleri mimari eserlerin tezyinatında da ağaç oyma işçiliğine geniş yer verilmiştir. Oyma sanatı özellikle Türkmenistan’da uzun yıllar kalıcı olmuştur.

Selçuklu ağaç işçiliği 13. yüzyılda belirli bir üslup olma özelliği kazanmıştır. Yapıları süsleyen mimari elemanlarda kullandıkları ağaçları birer sanat şaheseri olarak bezemişlerdir. Selçuklu devletinin hakim olduğu ülkelerde meydana getirdikleri mimari eserlerin tezyinatında da “oyma tekniği” kullanılmıştır. Ahşap oymacılık Selçuklularda saray, cami, mescit ve külliye gibi yapılarda süsleme amaçlı kullanılmıştır. 11. ve 14. yüzyıllar arasında geometrik motiflerin bolca kullanıldığı, Selçuklu ahşap eserlerinin etkileri Beylikler dönemi ve Osmanlı döneminde de görülmektedir. Selçuklu ustaları her çeşit ağacı kullandıkları gibi birçok değişik teknikler de uygulamışlardır. Kapı ve pencere kanatları, minber, rahle, kürsü, sanduka gibi mimari eserlerde “oyma-kabartma, şebekeli oyma, kündekari ve boyama” gibi teknikler kullanılmıştır.

Selçuklulardan günümüze kalan ahşap eserlerde geometrik desenlerin yanı sıra bitkisel motifler, yazı ve çok az figür kullanılmıştır. Figür işleme geleneği İslamiyet’in kabulünden sonra tasvir yasağı nedeni ile azalarak kesintiye uğramış olmakla birlikte Anadolu Selçuklu ve Beylikler döneminde de varlığını sürdürmüştür. Bitkisel motiflerde dinamik çizgilerden oluşan kıvrık dallar bezemenin esasını oluşturmaktadır. Anadolu Selçuklularında ise rumili bezeme en üst düzeye ulaşmıştır. Yıldız, sekizgen, altıgen, dörtgen daire gibi geometrik bölmelerin oluşturduğu bir sistem içinde rumiler tam ve yarım palmetlerle doldurulan yüzeylerle dinamik bir görünüm kazanır.

Anadolu Selçukluları ahşap sanatının en önemli temsilcileri minberlerdir. Minberler Selçuklu camilerinin içinde yapılara değer kazandıran eserler dikkat çekerler. Türk ahşap sanatının en ilginç örneklerini sunan minberlerin, erken İslam sanatında ilk kez en bol ahşap örnekleri Anadolu Selçuklu sanatında karşımıza çıkmaktadır. Minberde kullanılan başlıca ahşap tekniği “Kündekari” tekniğidir. Minberlerin yan ayaklarında, kapı ve pencere kanatlarında uygulanan bu teknik, büyük ustalık gerektirir.

13. yüzyılın sonlarında Ankara, ahşap işçilik açısından “ağaç işçiliği merkezi” haline gelmiştir. Anadolu’nun çeşitli şehirlerindeki eserlerde Ankara okulundan yetişmiş ahşap ustalarının adları geçmektedir. Bunlar; Ebubekir oğlu Muhammed, Mahmud oğlu Nakkaş ve Abdullah oğlu Davut gibi neccar isimleri olarak karşımıza çıkmaktadırlar. Sungur Bey camiinin ustası Muallim Oğlu Hoca Ebubekir, 1356 tarihli Kastamonu İbn Neccar Camii kapısının  ustası ise Abdullah bin Mehmed el-Nakkaş’tır. Candaroğulları’nın bir yapıtı olan İbn Neccar caminin ustası, Kastamonu’nun Kasaba Köyü’ndeki Mahmud Bey Camiinin kapısını da yapmıştır. Ankara’da çok sayıda yapıtın, nitelik açısından üstün ahşap bölümlerinin yanı sıra, Kastamonu’da da çalışan bu ustanın Ankaralı oluşu, Ankara ve çevresini ağaç işçiliğinin önemli bir merkezi yapmıştır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir