Bakır İşlemeciliği

Bakır İşlemeciliği

Bakır, tarih boyunca insanoğlunun hayatını kolaylaştıran madenlerin başında yer almış ve bir çağa adını vermiştir. İnsanların önce bakır, ardından kalayla birleşiminden oluşan tuncu keşfetmeleri medeniyet seviyesinde büyük ilerleme sağlamıştır. İnsanoğlunun üreticiliğe geçiş evresinin önemli merkezlerinden biri olan Çatalhöyük’te yapılan kazı çalışmalarında M.Ö. 7 bin yıllarında ilk arıtma işleminin yapıldığı ve bakırdan iğne, kanca gibi aletler ve süs eşyaları imal edildiği ortaya çıkmıştır.  Gaziantep, Adıyaman ve Kili’te milattan önce 5000-3000 yılları arasında yaşanan Bakır (Kalkotik) devrinde yerleşim görmüş birçok höyüğün bulunması, bölgede bakır işlemeciliğinin oldukça eskiye dayandığını göstermektedir.

Selçuklular döneminde başlayan bakırdan süs, mutfak, araç ve gereç yapımı Osmanlı döneminde de Selçuklu öğretileriyle birlikte devam etmiştir. Ancak Osmanlı bakırcılığı Selçuklulardan farklı olarak biçim, bezeme, yapım tekniklerinin çeşitliliği bakımından karışık bir çeşitlenmeye gitmiş, çeşitli kültürlerin şekil, form, bezeme ve yapım teknikleri Osmanlı bakırcılık kültüründe kullanılmıştır.

Bakırcılık sanatında pirincin kullanılmaya başlanması Selçukluların İslam maden sanatına getirdiği en önemli yeniliklerden biridir. Bu alaşım; yüzde 70 bakır ve yüzde 30 çinkodan meydana gelirken, her türlü kap yapım ve işleme tekniğinde kullanılmıştır.

Osmanlı devlerinin kurulmasından hemen sonra gerek Anadolu’da gerekse Balkanlar’da bakır madeni yataklarının yoğun olarak işletilmesi sonucunda Osmanlı devri madencilik çalışmaları doruk noktasına ulaşmıştır. Anadolu’da Afyon, Amasya, Balıkesir, Burdur, Bursa, Çankırı, Çorum, Denizli, Diyarbakır, Edirne, Elazığ, Erzurum, Gaziantep, Gerede, İstanbul, Kahramanmaraş, Kastamonu, Kayseri, Kütahya, Konya, Malatya, Mardin, Muğla, Sivas, Siirt, Tokat, Trabzon ve Uşak madencilik ve bakırcılıkta önem arz eden Osmanlı şehirleri olarak sıralanmıştır. Osmanlı İmparatorluğu döneminde bakır madeninin öncelikle savaş sanayi, darphane ve sosyal hayattaki ihtiyaçları karşılamak için maden sanatı atölyelerinde 19. yüzyılın ortalarına kadar hiç kesinti vermeden işlendiği görülür.

Osmanlı İmparatorluğu döneminde yaygın olarak kullanılan bakır eserlerin hemen hepsi, olağanüstü bir işçiliğin ürünüdür. Kap türlerinin fazlalığı, zengin biçimleri, özgün bezemeleri, kullanılan malzemelerin ve yapım tekniklerinin çeşitliliği ile karşımıza çıkan Osmanlı devri maden eserlerinin karakteristik özelliğinin, geniş bir coğrafi bölgedeki farklı kültür etkilerinin biçimlendirdiği çok yönlülük olduğunu söyleyebiliriz.

Özellikle Osmanlı İmparatorluğu döneminde kazanlar, tavalar, tabaklar, leğenler, lengerler, taslar, kaseler, maşrapalar, siniler, tepsiler, güğümler, sürahiler, ibrikler ve ibrik akımları, bakraçlar, sefer tasları, hamam tasları, sabun kutuları, leğen, semaver, cezveler, fincan ve tabakları, kahve kavurma tavası, duvar tabakları, vazolar, nargile gibi bakır eşyalar ve tombaklar yoğun olarak yapılmakta ve kullanılmaktaydı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir