<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kaliteli Eğitim Sitesi</title>
	<atom:link href="http://egitimilk.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://egitimilk.com</link>
	<description>Kaliteli Eğitim Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Wed, 15 Feb 2012 15:48:18 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Altıntop</title>
		<link>http://egitimilk.com/altintop/</link>
		<comments>http://egitimilk.com/altintop/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 15 Feb 2012 15:44:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>lukasz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Masallar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://egitimilk.com/?p=520</guid>
		<description><![CDATA[ALTINTOP Zengin bir ailenin fakir bir komşusu varmış. Evlerindeki saadetin dalgalanmaları, zengin ailenin duvarlarını aşarak kulaklarına kadar ulaşırmış. Akşam olunca, fakir ailenin evindeki gülme ve saadeti duyunca zengin komşu gıpta edermiş. Bir gün karısına demiş ki: — Biz bu kadar zengin olduğumuz halde neden neşemiz yok? Sen yarın fakir komşunun hanımından sor bakalım, saadetlerinin sebebi ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2 style="text-align: center;"><span style="color: #ff0000;">ALTINTOP</span></h2>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://egitimilk.com/wp-content/uploads/2012/02/Sari_Sacli_Bebek.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-523" title="Sari_Sacli_Bebek" src="http://egitimilk.com/wp-content/uploads/2012/02/Sari_Sacli_Bebek.jpg" alt="" width="276" height="183" /></a>Zengin bir ailenin fakir bir komşusu varmış. Evlerindeki saadetin dalgalanmaları, zengin ailenin duvarlarını aşarak kulaklarına kadar ulaşırmış. Akşam olunca, fakir ailenin evindeki gülme ve saadeti duyunca zengin komşu gıpta edermiş. Bir gün karısına demiş ki:<br />
— Biz bu kadar zengin olduğumuz halde neden neşemiz yok? Sen yarın fakir komşunun hanımından sor bakalım, saadetlerinin sebebi ne ise, biz de onlar gibi saadete nail olmaya çalışalım.</p>
<p style="text-align: justify;">Kadın sabah olunca fakir komşuyu ziyarete giderek, konuşma sırasında evlerindeki saadetin sebebinden sual açmış, fakir komşunun hanımı demiş ki:<br />
— Bizim küçük bir altıntopumuz var. Akşam olunca ben efendime o da bana altıntopu atarak oynar eğleniriz.<br />
Akşam olunca zenginin karısı meseleyi kocasına nakletmiş. Adam ertesi gün bir kuyumcuya giderek altın bir top sipariş etmiş. Topu aldığı günün akşamı karısı ile karşı karşıya oturup, altıntopu birbirlerine atmaya başlamışlarsa da, hayal ettikleri neşe bir türlü doğmamış&#8230; Hatta madeni topun ağırlığı sebebiyle canları yanmış; sert atışlar yüzünden topun isabet ettiği vücutları, yer yer morarmış. Sabah olur olmaz zenginin karısı, alelacele fakirin ailesinden sual etti:<br />
— Biz senin dediğin altıntopu yaptırdık, fakat neşelenemedik, dedi. Fakir komşu:<br />
— A komşum, o bildiğin gibi top değil. Sarı saçlı masum bakışlı bir yavrumuz var. Biz ona &#8220;<span style="text-decoration: underline;">altın top</span>&#8221; diyoruz. Akşam olunca kâh benim kucağıma, kâh babasına koşar ve bizi eğlendirir. Onunla meşgul olurken yorgunluğumuzu unutur, neşeleniriz, cevabını verdi.</p>
<p style="text-align: justify;">Binaya konulan harç, nasıl tuğlaları birbirine kaynaştırır ise, evlat da karı ve kocayı birbirine bağlar.</p>
<p class="sayac_bilgi">7 views</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://egitimilk.com/altintop/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Altın Saçlı Kız</title>
		<link>http://egitimilk.com/altin-sacli-kiz/</link>
		<comments>http://egitimilk.com/altin-sacli-kiz/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 15 Feb 2012 15:41:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>lukasz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Masallar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://egitimilk.com/?p=515</guid>
		<description><![CDATA[ALTIN SAÇLI KIZ Zamanın birinde, bundan çok yıllar önce. Saraylarda padişahların yaşadığı, meydanlarda okların atıldığı, pazarlarda altın sikkelerle alış veriş yapıldığı zamanın birinde… Güzel bir bahçenin tam ortasına kurulu bembeyaz bir ev varmış. Bu evde altın sarısı saçları olan güzel mi güzel, alımlı mı alımlı; al yanaklı, gül dudaklı, boylu poslu, Bukle adında bir genç ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2 style="text-align: center;"><span style="color: #ff0000;">ALTIN SAÇLI KIZ</span></h2>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://egitimilk.com/wp-content/uploads/2012/02/Altin_Sacli_Kiz.gif"><img class="alignleft size-full wp-image-517" title="Altin_Sacli_Kiz" src="http://egitimilk.com/wp-content/uploads/2012/02/Altin_Sacli_Kiz.gif" alt="" width="300" height="251" /></a>Zamanın birinde, bundan çok yıllar önce. Saraylarda padişahların yaşadığı, meydanlarda okların atıldığı, pazarlarda altın sikkelerle alış veriş yapıldığı zamanın birinde… Güzel bir bahçenin tam ortasına kurulu bembeyaz bir ev varmış. Bu evde altın sarısı saçları olan güzel mi güzel, alımlı mı alımlı; al yanaklı, gül dudaklı, boylu poslu, Bukle adında bir genç kız anneciği ile beraber otururmuş. Güzeller güzeli Bukle her sabah, babaannesinden kalma bir kemik tarak ile saçlarını taramayı pek severmiş. Bir saat, iki saat hiç bıkmadan tarar da tararmış yumuşacık saçlarını. Sonra da tarağın dişlerine takılan, bir de yere dökülen tellerini itinayla toplarmış. Onları pembe ipek mendilinin içine sarar bir çekmecede saklarmış.</p>
<p style="text-align: justify;">Oturdukları beyaz evin bahçesi öyle güzel çiçeklerle bezeliymiş ki, kokuları siz deyin on mahalle, ben diyeyim yirmi mahalle öteden duyulurmuş. Renkleri o kadar canlı, o kadar başkaymış ki; bahçenin önünden her geçen durup bakar, hayran kalırmış bu güzelliğe. Bukle’nin annesi Menzile, bir çocuk gibi severmiş bu güzel çiçekleri. Okşarmış, öpermiş; her akşam güneş batınca dağların gerisine, ay ışığı altında sularmış tek tek. Laleler onu gördüklerinde daha dik durmaya, menekşeler kokularını her köşeye yaymaya, güller iri iri açmaya çalışırlar; güzellik yarışına girişirlermiş. Hem çiçeklerle yaşamak öyle kolay da değilmiş. Çabuk küser, çabuk solar, çabuk bükerlermiş boyunlarını. Pek nazlı, pek nazenin, pek hassas, pek narin, pek kırılgan imişler. Öyleymişler işte. Sevgi imiş asıl onları besleyip büyüten.</p>
<p style="text-align: justify;">Menzile haftada bir kere, karanlık çöker çökmez Bukle’nin altın sarısı tellerinden birisini alır, bahçedeki o güzel çiçeklerden seçtiğinin içine usulca koyarmış. Ertesi sabah da aynı çiçek bir altın verirmiş Menzile’ye. Bu, kimseye duyurmak istemedikleri bir sırmış. Anne kız böyle yaşar giderlermiş işte. Kimseye zararları yokmuş. Kimseye de muhtaç değillermiş.</p>
<p style="text-align: justify;">Ancak insanlar çeşit çeşitmiş. İyiler de çokmuş, kötüler de… Kimin iyi, kimin kötü olduğunu ise bilebilmek pek zormuş. Günlerden bir gün nasıl olduysa, kadının biri, bir köşede durur iken Menzile’nin çiçekten aldığı altını görüvermiş. Hayret etmiş, gözlerine inanamamış, dönüp bir daha bakmış “gördüklerim doğru mu acep!” diye. Hemen aklında türlü fikirler dolaşmaya, bu fikirler bir kurt gibi beynini kemirmeye başlamış. Sonunda bu fikirlere yenilip de aklınca bir plan hazırlamış. Üzerine eski püskü, yırtık pırtık giysiler geçirip elini yüzünü kire pasa bulayıp, varmış güzel bahçeli beyaz evin kapısına.</p>
<p style="text-align: justify;">Menzile çıkmış bu perişan görünen kadının karşısına. “Buyurun” demiş gülümseyerek. Kadın iki büklüm durarak, kısık sesle “misafir etseniz beni birkaç gün Allah rızası için” demiş ve kapının önüne yığılıp kalmış. Menzile kadına pek acımış, haline pek üzülmüş. Hemen ana kız içeri taşımışlar kadını. Yatağa yatırıp üstünü örtmüşler. Merakla başında beklemeye başlamışlar. Bir süre sonra kadın açmış gözlerini “su içsem” demiş. Bukle bir koşu su getirmiş. “Açım” demiş bunun üzerine kadın. Bu sefer de Menzile koşmuş mutfağa, sıcak çorba getirmiş. Bir güzel karnını doyurmuş kadın. Ardından da açmış elerini, uzun uzun dua etmiş bu güzel insanlara:</p>
<p style="text-align: justify;">“Allah ne muradınız varsa versin.<br />
Sağlık, mutluluk, huzur dolsun eviniz.<br />
Tuttuğunuz altın, sofranız bereketli olsun.<br />
Eviniz sıcak, yüreğiniz ferah olsun.<br />
Yarınınız güzel, seveniniz bol olsun.<br />
Kötülük dokunamadan geçip gitsin çatınızın üzerinden.<br />
……….”</p>
<p style="text-align: justify;">Bir güzel dualar etmiş ki kadın oturduğu yerden, Bukle ve Menzile pek sevinmişler. Menzile “evin yoksa kal bizimle, yoldaş olursun bize” demiş. Kadın hiç beklemeden hemen atılmış. “Olur, olur, kalırım” diyerek bir çığlık bırakmış havaya. Kim ne düşünür nereden bilsin Menzile. Kimin niyeti nedir nasıl bilsin Menzile.</p>
<p style="text-align: justify;">O günden sonra birlikte yaşamaya başlamışlar beyaz evde. Güzel, temiz elbiseler vermiş Menzile kadına. Birlikte yiyip birlikte içmeye, birlikte gezip birlikte tozmaya, birlikte oturup birlikte kalkmaya kısa zamanda pek alışmışlar. Her sabah Bukle’nin altın sarısı saçlarını o tarar olmuş. Her teli itinayla toplamış, kimse görmeden bir kısmını ayırıp saklamış. Fırsat buldukça bahçeye çıkıp çiçeklere koymuş telleri. Ertesi sabah da bir bir toplamış altınları.</p>
<p style="text-align: justify;">Günler geçmiş, haftalar geçmiş, aylar geçmiş. Kadın usanmış bu işten. Yorulmuş, bıkmış, “yeter artık” diyerek bir gece yarısı uyurken Bukle derin derin, mışıl mışıl; almış makası eline, altın saçını kökünden tutup kesmiş bir çırpıda.</p>
<p style="text-align: justify;">İşte o an olmuş ne olduysa, altın saçın her bir teli kocaman bir yılana dönüşüp atlamışlar kadının üstüne. Oracıkta sokup öldüreceklermiş neredeyse, Bukle “durun” demeseymiş. Kadın korkudan küçük dilini yutmuş da, bir dahi hiç konuşamamış. Ödü “pat” diye patlamış da aklı yerinden oynamış. O günden sonra da kiminle karşılaştıysa, saçının tellerini yaşmağının ucundan gösterip bir şeyler geveler, bir şeyler anlatmak istermiş. Lakin<br />
kimse ne dediğini bir türlü anlayamazmış bu deli kadının. Acıdıklarından eline ekmek parası tutuşturup yollarına devam ederlermiş.</p>
<p style="text-align: justify;">Bir gün bir sokağın köşesinde bağdaş kurmuş otururken aksakallı bir dede gelip durmuş karşısında. Uzun uzun bakmış gözlerine bir şey okur gibi. Sonra da “bir adam vardı buralarda yaşayan” demiş kadına. “Nalbant idi. Herkes sever, herkes hürmet eder, herkes pek güvenirdi ona. Bir sabah senin gibi o da gördü çiçeklerin verdiği altınları. Göz bir gördü mü, akıl bir yazdı mı kenara gözün gördüklerini insan kendini tutamaz olur. Günler boyu eline iş alamadı. Gelip gidenler “niye çalışmıyorsun, hasta mısın?” diye sordular uzun süre. Nalbant kimseyle tek kelime konuşmadı. Gözünün önünden çil çil altınlar gitmiyordu. Bir damla uyku girmedi gözüne. Sonra baktı ki olmayacak; eline koluna, diline kulağına bir de aklına hakim olamayacak. Her bir şeyini, neyi var neyi yoksa olduğu gibi bırakıp çekti gitti buralardan. Kimseler bir daha haber alamadı nalbanttan. Ne nereye gittiğini öğrendiler, ne de neler yaptığını duydular. Ben sana söyleyeyim mi ne oldu nalbanda?”</p>
<p style="text-align: justify;">Kadın gözleri yuvalarından fırlayacakmış gibi bakmış dedeye, karşısında duran bir canavarmış gibi. Devam etmiş aksakallı dede konuşmaya. “Nalbant şimdi padişahın sağ kolu. Vezir oldu memlekete. Eğer senin gibi tutamasaydı kendini, bu şehrin sokaklarında dolaşacak, adı “deli nalbant”a çıkacaktı belki de.”</p>
<p style="text-align: justify;">Konuşması bitince dede yürüye yürüye uzaklaşmış kadının yanından. Onun arkasından bakakalan kadın saçını başını yola yola bağırmış da duyanlar gök yarıldı sanmış. Çocuklar öyle bir ağlamış ki üç gün üç gece susturamamışlar. Kediler korkup damdan dama atlaya atlaya başka şehirde miyavlamaya gitmişler.</p>
<p style="text-align: justify;">Bukle’nin saçları da kısa sürede uzamış, yine eskisi gibi taranacak hale gelmiş. Açgözlü olmanın, yalan söylemenin, kötü düşüncelerin ne kadar zararlı olduğunu da daha iyi öğrenmiş. Anne kız uzun yıllar mutlu bir şekilde, beyaz evlerinde, güzel çiçekleri ile yaşamaya devam etmişler. Bir daha da kimseye güvenip evlerine almayı hiç düşünmemişler.</p>
<p>                                                                                                                                                                     Naz FERNİBA</p>
<p class="sayac_bilgi">2 views</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://egitimilk.com/altin-sacli-kiz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ak Benekli Masalı</title>
		<link>http://egitimilk.com/ak-benekli-masali/</link>
		<comments>http://egitimilk.com/ak-benekli-masali/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 15 Feb 2012 14:20:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>lukasz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Masallar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://egitimilk.com/?p=509</guid>
		<description><![CDATA[AK BENEKLİ MASALI Çoban Ali her gün erkenden kalkar, koyunlarını otlatmaya giderdi. O sabah da şafak sökmeden uyandı. Yatağının içinde iyice gerindi, uzun uzun esnedi. Kuzu postundan yapılmış tüylü yeleğini giydi. Alelacele yalınayak kulübesinden dışarı çıktı. Ağılın kapısını açtı. Sopasıyla birer birer hepsinin kuyruğundan dürttü. — Hadi bakalım tembeller! Düşün yola! Koyunlar, kuzular Ali&#8217;yi görünce ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2 style="text-align: center;"><span style="color: #ff0000;">AK BENEKLİ MASALI</span></h2>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://egitimilk.com/wp-content/uploads/2012/02/Kuzu_1.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-512" title="Kuzu_1" src="http://egitimilk.com/wp-content/uploads/2012/02/Kuzu_1.jpg" alt="" width="300" height="239" /></a>Çoban Ali her gün erkenden kalkar, koyunlarını otlatmaya giderdi. O sabah da şafak sökmeden uyandı. Yatağının içinde iyice gerindi, uzun uzun esnedi. Kuzu postundan yapılmış tüylü yeleğini giydi. Alelacele yalınayak kulübesinden dışarı çıktı. Ağılın kapısını açtı. Sopasıyla birer birer hepsinin kuyruğundan dürttü.</p>
<p style="text-align: justify;">— Hadi bakalım tembeller! Düşün yola!</p>
<p style="text-align: justify;">Koyunlar, kuzular Ali&#8217;yi görünce sevindiler, meleştiler. Ak benekli olanı Ali&#8217;nin kucağına atladı, yanaklarını yalamaya başladı.</p>
<p style="text-align: justify;">Ali Ak Benekliyi çok şımartmıştı. Ak Benekli doğduktan iki gün sonra ayağını taşa çarpmış, yaralanmıştı. Zavallı pek minik olduğu için bir türlü iyileşememişti. Ali gece gündüz onun yanından ayrılmamış, aşağı köyde oturan Senem Nine&#8217;nin otlardan yaptığı merhemleri süre süre iyi etmişti Ak Benekliyi. İşte o gün bu gündür Ak Benekliyi diğerlerinden bir başka tutar, bir başka severdi Çoban Ali.</p>
<p style="text-align: justify;">Düştüler yola.</p>
<p style="text-align: justify;">Çoban Ali Ak Benekli kucağında, elinde sopa , arkada diğerleri çıngırak sesleriyle kah koştular, kah durdular. Dere boyuna geldiler.</p>
<p style="text-align: justify;">Güneş yükseldi; parladı.</p>
<p style="text-align: justify;">Çoban Ali “Ah bir ağaç olsaydı sırtımı yaslayacak, gölgesinde serinleyecek! &#8221; dedi. Böyle derken Ak Benekliyi kucağından indirdi. Cebinden kavalını çıkarıp başladı çalmaya. Yere, kuru toprağa çömelmiş, çalıyor da çalıyordu Çoban Ali yanık yanık.</p>
<p style="text-align: justify;">Dere boyunda az ilerde Senem Nine&#8217;nin kulübesi vardı. Kimsesizdi zavallı kadıncağız. Bir zamanlar Çoban Ali kadar bir torunu olduğunu söylerler köylüler. Kimse bilmez Senem Nine&#8217;nin torununa ne olduğunu.</p>
<p style="text-align: justify;">Kimi &#8220;Öldü; öldü. Ben biliyorum&#8221;, kimi de &#8220;Kayboldu; kaybolmuş galiba.&#8221; der, ama kimse sormaya cesaret edemez Nine&#8217;ye.</p>
<p style="text-align: justify;">Bir gün biri soracak olmuş; Nineciğin gözlerinden seller gibi yaşlar akmış akmış da hiçbir şey söylememiş.</p>
<p style="text-align: justify;">Yalnız Çoban Ali onun “Ah onlar gelmeden her şey ne kadar güzeldi! Herkes ne kadar mutluydu!&#8221; dediğini duymuştu çoğu kez.</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Kimler nine? Kimler geldi buraya?&#8221; diyecek olsa Çoban Ali, “Hiç, hiç kimse. Sen bana bakma oğulcuğum. Kendi kendine konuşan bir ihtiyarım işte ben &#8221; der, geçiştirirdi Senem Nine.</p>
<p style="text-align: justify;">Çoban Ali bir yandan kavalını çaldı, bir yandan bunları geçirdi aklından. &#8220;Zavallı Senem Nine!&#8221; diye mırıldandı.</p>
<p style="text-align: justify;">Ak Benekli Çoban Ali&#8217;nin üzüldüğünü anladı. Yanına gelip başını onun dizlerine dayadı. Çoban Ali sevdi, okşadı Ak Benekliyi.</p>
<p style="text-align: justify;">Güneş iyice yükseldi. Öğle oldu. Çoban Ali&#8217;nin karnı acıktı. Yerinden doğruldu. İki elinin işaret parmaklarını ağzına götürdü, keskin bir ıslık çaldı. Bunun üzerine bütün koyunlar toplaştılar, meleştiler. Çıngırak sesleri birbirine karıştı.</p>
<p style="text-align: justify;">Senem Nine kulübesinden çıktı. Elini salladı.</p>
<p style="text-align: justify;">— Çoban Ali; gel; taze çörek yaptım.</p>
<p style="text-align: justify;">Çoban Ali sevincinden iki kez takla attı.</p>
<p style="text-align: justify;">— Yaşşaa nineciğim!</p>
<p style="text-align: justify;">Nine iki büklüm, Çoban Ali&#8217;ye hizmet ediyordu. Çörekler getirdi, ayran yaptı.</p>
<p style="text-align: justify;">Ali ağzını çöreklerle doldurdu. Ak Benekliyi de yanına çağırdı.</p>
<p style="text-align: justify;">Senem Nine onların karşısına geçti, oturdu. Gözlerinden iki damla yaş aktı.</p>
<p style="text-align: justify;">— Hey Çoban Ali! Oğulcuğum. Torunum da yaşasaydı, senin kadar olacaktı. Ah onlar gelmeseydi, o adamlar! Her şey ne güzeldi!</p>
<p style="text-align: justify;">Çoban Ali yerinden ok gibi fırladı:</p>
<p style="text-align: justify;">— Söyle nineciğim. Söyle, kimler geldi? Hangi adamlar? Ne olur anlat nine! Torununa ne oldu?</p>
<p style="text-align: justify;">Ali böyle haykırırken Senem Nine&#8217;nin dizlerine kapanmış, sımsıkı onun ellerinden tutuyordu.</p>
<p style="text-align: justify;">Senem Nine ağlıyor, bir yandan da Çoban Ali&#8217;nin saçlarını okşuyordu.</p>
<p style="text-align: justify;">— Peki Çoban Ali. Anlatacağım oğulcuğum.</p>
<p style="text-align: justify;">Ali ninenin yanına çöktü. Ak Benekli sanki olağanüstü bir şeyler olduğunu anlamış gibi bir nineye, bir Çoban Ali&#8217;ye bakıyordu. Çoban Ali Ak Benekliyi çekti, kucağına oturttu.</p>
<p style="text-align: justify;">Nine bir eliyle gözyaşlarını sildi. Başını kaldırdı. Dere boyunun iki yanını gözleriyle uzun uzun taradı.</p>
<p style="text-align: justify;">— Çoban Ali, şuraları görüyor musun?</p>
<p style="text-align: justify;">İşaret parmağıyla ta uzakları gösterdi. Yine devam etti:</p>
<p style="text-align: justify;">— İşte buraları bir zamanlar yemyeşil ormandı. Çamı, kavağı, meşesi; ne ağaçlardı onlar! Dallarında cıvıl cıvıl kuşlar öterdi&#8230; Gölgelerinde köylüler serinlerdi. Mis gibi havasını ciğerlerimize doldururduk. Kuraklık nedir bilmezdik. Bereketli yağmurlar yağardı hep. Kışın kar yağıp da ilkbaharda erimeye başlayınca dere dolup taşardı. Ama o güzelim ağaçlar bizleri selden korurdu.</p>
<p style="text-align: justify;">Çoban Ali merakla sordu:</p>
<p style="text-align: justify;">— Eee nineciğim, ne oldu o güzelim ağaçlara?</p>
<p style="text-align: justify;">Senem Nine hırsla kalktı. Bir elini yukarı kaldırıp yumruğunu sıktı:</p>
<p style="text-align: justify;">— Onlar geldiler, o baltalı adamlar Çoban Ali. Yıktılar, devirdiler ağaçlarımızı. Söktüler köklerinden. Sanki canlarımızı da aldılar gittiler. O gün bu gündür bu toprak çorak, bu toprak kurak&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Çoban Ali yine sordu:</p>
<p style="text-align: justify;">— Torununa ne oldu nine?</p>
<p style="text-align: justify;">Senem Nine yine çöktü yere. Başını iki yana salladı. Kısık bir sesle:</p>
<p style="text-align: justify;">— O kış çok kar yağdı Ali buralara, dedi. İlkbahar geldi. Dağlardaki tepelerdeki karlar başladı erimeye. Bu dere doldukça doldu. Doldu da taştı. Sel bastı her yeri. İşte benim minik torunumu da o sel aldı gitti&#8230; Gidiş o gidiş&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Çoban Ali&#8217;nin gözleri kocaman açılmış, rengi sapsarı olmuştu. Sanki bir şeylerden korumak istiyormuş gibi Ak Benekliyi sımsıkı sardı, göğsüne bastırdı. Göz pınarlarından damla damla yaşlar yanaklarına süzülüyordu. &#8220;Nineciğim, zavallı nineciğim benim!&#8221; dedi.</p>
<p style="text-align: justify;">Senem Nine çocuğu üzdüğünü anlayıp gülümsemeye çalıştı. &#8220;Hadi Çoban Ali, kalk. Derle toparla sürünü. Seni üzdüm oğulcuğum.&#8221; dedi.</p>
<p style="text-align: justify;">Çoban Ali bugünden sonra Senem Nine&#8217;nin anlattıklarını hiç unutmadı. Günler, geceler boyu hep düşündü durdu.</p>
<p style="text-align: justify;">Yaz bitti; sonbahar geçti; kış geldi. Lapa lapa kar yağdı. Öyle yağdı ki Çoban Ali günlerce sürüsünü çıkarıp otlatamadı. Yalnızca Ak Benekliyi yanından hiç ayırmadı.</p>
<p style="text-align: justify;">Bazı geceler Çoban Ali neşelenir, ocağın karşısına geçer, kavalını çalardı. Ak Benekli o zaman zıplar da zıplar, onun neşesine katılırdı. Ali&#8217;nin canı bir şeye sıkılacak olsa Ak Benekli de hüzünlenirdi. Böyle kuvvetli bir dostluk vardı aralarında.</p>
<p style="text-align: justify;">Günler, geceler geçti. İlkbahar geldi. Çoban Ali sevindi. Ak Benekli zıplayıp dans etmeye başladı. Sürü indi dere boyuna. Meleştiler, otladılar. Senem Nine onları gördü; seslendi:</p>
<p style="text-align: justify;">— Çoban Ali&#8230; Gel, çörek yaptım.</p>
<p style="text-align: justify;">Sarıldılar, nineyle öpüştüler.</p>
<p style="text-align: justify;">Nine &#8220;Ak Benekli görmeyeli ne kadar büyümüş! Dedi.</p>
<p style="text-align: justify;">Güneş parlıyor, karları eritiyordu. Dere coştukça coşuyordu.</p>
<p style="text-align: justify;">Ertesi gün Çoban Ali yine sürüsünü otlatıyordu. Öğle vakti yaklaştı. Senem Nine&#8217;nin kulübesinin kapısı hala açılmamıştı.</p>
<p style="text-align: justify;">Çoban Ali merakla koştu. Kapıyı çaldı.</p>
<p style="text-align: justify;">— Nine; benim. Çoban Ali. Aç kapıyı.</p>
<p style="text-align: justify;">Biraz sonra nine kapıyı açtı. Yüzü solgun, sapsarıydı. Gözlerinde korku vardı.</p>
<p style="text-align: justify;">— Ne oldu nineciğim, hasta mısın?</p>
<p style="text-align: justify;">Nine Çoban Ali&#8217;nin üzerinden dereye doğru baktı. &#8220;Korkuyorum Çoban Ali; korkuyorum!&#8221; dedi.</p>
<p style="text-align: justify;">— Neden nine?</p>
<p style="text-align: justify;">— Dere hoşuma gitmiyor. Taşacak gibi. Yine felaket getirecek gibi.</p>
<p style="text-align: justify;">Çoban Ali geriye döndü. Dere gürültülü sesler çıkarıyor, taştıkça taşıyordu. Korkuyla yanına baktı. Ak Benekli yoktu. Koşarak sürünün yanına geldi. &#8220;Ak Benekli neredesin? &#8221; diye bağırdı.</p>
<p style="text-align: justify;">Zavallı hayvanlar derenin sesinden ürkmüşler, taşan sulardan korunmak için bir oraya bir buraya kaçışıyorlardı.</p>
<p style="text-align: justify;">Çoban Ali yine seslendi: Ak Benekli! Ak Benekli!</p>
<p style="text-align: justify;">Kavalını çıkardı, çaldı Ak Benekli duyar da gelir diye. Ama ne gelen vardı ne giden. Zaten suyun sesi yükselmiş, hiçbir şey duyulmaz olmuştu.</p>
<p style="text-align: justify;">Senem Nine de kulübesinden çıktı; Ali&#8217;nin yanına geldi. &#8220;Çoban Ali, durma buralarda. Kaç, sürünü kurtar. Sel başladı &#8221; diyordu. Bir yandan da “Ah yine o felaket!&#8221; diye ağlıyordu.</p>
<p style="text-align: justify;">Çoban Ali durmadı, koştu. Dere boyu sulara bata çıka koştu. Hem koşuyor hem sesleniyordu:</p>
<p style="text-align: justify;">— Ak Benekli, Ak Benekli! Ak Benekli!</p>
<p style="text-align: justify;">O da sulara daldı. Kayboldu gitti ta ki aşağı köylüler onu bulup kurtarana dek.</p>
<p style="text-align: justify;">Ak Benekliyi sel alıp götürmüştü. O günden sonra Çoban Ali&#8217;nin yüzü hiç gülmedi. Her gün dere boyuna inip &#8220;Ak Benekli! Ak Benekli!&#8221; diye ağladı.</p>
<p style="text-align: justify;">Yaz geldi, sular çekildi. Çoban Ali yine dere boyuna inmiş ağlıyordu.</p>
<p style="text-align: justify;">— Ak Benekli nerdesin?</p>
<p style="text-align: justify;">Omuzuna biri dokundu. Çoban Ali sıçradı, döndü. Senem Nine&#8217;yi gördü.</p>
<p style="text-align: justify;">Senem Nine &#8220;Yas tutmayı bırak Çoban Ali. Ağlamakla Ak Benekliyi geri getiremezsin &#8221; dedi.</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Ne yapabilirim nine ?&#8221; diye ağlamaya devam etti çocuk.</p>
<p style="text-align: justify;">— Çok şeyler yapabilirsin. Çok şeyler yapabiliriz Çoban Ali, diye bağırdı nine. Ağaç dikeriz, yeniden ağaçlandırırız buraları. Yemyeşil orman olur zamanla. Eskisi gibi cıvıl cıvıl kuşlar öter dallarında o güzelim ağaçların. Ötmez mi Çoban Ali?</p>
<p style="text-align: justify;">Çoban Ali kalktı.</p>
<p style="text-align: justify;">Gözyaşlarını siliyor, bağırıyordu. &#8220;Öter nineciğim, öter nineciğim &#8221; diyordu.</p>
<p style="text-align: justify;">Şimdi aradan uzun yıllar geçti. Dere boyu yine eskisi gibi ağaçlık, yemyeşil orman oldu. Kuşlar cıvıl cıvıl. Havası mis gibi.</p>
<p style="text-align: justify;">Kimin yolu düşerse, gitsin baksın. Çoban Ali ile Senem Nine&#8217;nin kulübesi hâlâ orada duruyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Hatta bazıları Ak Beneklinin de meleyişini duyar gibi olduklarını söylüyorlar.</p>
<p class="sayac_bilgi">1 views</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://egitimilk.com/ak-benekli-masali/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Adil Paylaştırma Masalı</title>
		<link>http://egitimilk.com/adil-paylastirma-masali/</link>
		<comments>http://egitimilk.com/adil-paylastirma-masali/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 15 Feb 2012 14:00:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>lukasz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Masallar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://egitimilk.com/?p=499</guid>
		<description><![CDATA[ADİL PAYLAŞTIRMA MASALI Aslan, kurt ve tilki arkadaş olup avlanmaya çıkmışlar. Günün sonunda, bir öküz, bir keçi ve bir de tavşan avlayan kafadarlar avlarını bir mağaraya getirmişler. Aslan kurda dönerek “Hadi bakalım!” demiş. “Şu hayvanları paylaştır da karnımızı doyuralım.” demiş. Kurt ezile büzüle: “Ey büyük sultanım.” demiş. “Şu öküzü siz buyurun, keçi benim, tavşan da ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2 style="text-align: center;"><span style="color: #ff0000;">ADİL PAYLAŞTIRMA MASALI</span></h2>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://egitimilk.com/wp-content/uploads/2012/02/Aslan_Kurt_Tilki.jpg"><img class="alignleft  wp-image-500" title="Aslan_Kurt_Tilki" src="http://egitimilk.com/wp-content/uploads/2012/02/Aslan_Kurt_Tilki.jpg" alt="" width="209" height="259" /></a>Aslan, kurt ve tilki arkadaş olup avlanmaya çıkmışlar. Günün sonunda, bir öküz, bir keçi ve bir de tavşan avlayan kafadarlar avlarını bir mağaraya getirmişler. Aslan kurda dönerek “Hadi bakalım!” demiş. “Şu hayvanları paylaştır da karnımızı doyuralım.” demiş.</p>
<p>Kurt ezile büzüle: “Ey büyük sultanım.” demiş. “Şu öküzü siz buyurun, keçi benim, tavşan da tilki kardeşin olsun.” demiş.</p>
<p style="text-align: justify;">Aslan birden çok kızmış. Ve “Bre küstah!” demiş. Sen kim oluyorsun? Ben varken sana pay etmek düşer mi?” Sonra da bir pençe darbesiyle kurdu yere sermiş. Bu kez tilkiye dönüp “Öyle aval aval bakma da paylaştır şu avları bakalım.” demiş.</p>
<p style="text-align: justify;">Tilki “Pay etmek haddim değil ama madem emir buyurdunuz söyleyeyim. Tavşan sabah kahvaltınız, öküz öğle yemeğiniz olur, keçiyi de akşam yersiniz.” demiş.</p>
<p style="text-align: justify;">Aslan bu paylaştırmadan çok hoşlanmış ve tilkiye, bu kadar <span style="text-decoration: underline;">adil bir paylaştırmayı</span> nereden öğrendiğini sormuş. Tilki de: “Yüce efendim!” demiş. “Şu haddini bilmez kurdun halinden öğrendim.” demiş.</p>
<p class="sayac_bilgi">0 views</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://egitimilk.com/adil-paylastirma-masali/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Masal Nedir? Masalın Özellikleri Nelerdir?</title>
		<link>http://egitimilk.com/masal-nedir-masalin-ozellikleri-nelerdir/</link>
		<comments>http://egitimilk.com/masal-nedir-masalin-ozellikleri-nelerdir/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 15 Feb 2012 12:20:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>lukasz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Masallar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://egitimilk.com/?p=474</guid>
		<description><![CDATA[MASAL NEDİR? MASALIN ÖZELLİKLERİ NELERDİR? Masal Nedir? Genellikle halkın yarattığı, ağızdan ağıza, kuşaktan kuşağa sürüp gelen, çoğunlukla olağanüstü durum ve olayları yine olağanüstü kahramanlara bağlayarak anlatan halk hikayelerine masal denir. Masalın Özellikleri Nelerdir?  1 ) Masallar, meydana geldikleri zaman bir kişinin malıyken, yaygınlaştıkça, yöreden yöreye, ülkeden ülkeye geçtikçe halkın malı olur. Masal, anonim bir türdür. ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2 style="text-align: center;"><span style="color: #ff0000;">MASAL NEDİR? MASALIN ÖZELLİKLERİ NELERDİR?</span></h2>
<h5 style="text-align: justify;"><span style="color: #000080;"><a href="http://egitimilk.com/wp-content/uploads/2012/02/Masal_2.jpg"><img class="size-full wp-image-495 alignright" title="Masal_2" src="http://egitimilk.com/wp-content/uploads/2012/02/Masal_2.jpg" alt="" width="270" height="186" /></a><span style="color: #990033;">Masal Nedir?</span></span></h5>
<p style="text-align: justify;">Genellikle halkın yarattığı, ağızdan ağıza, kuşaktan kuşağa sürüp gelen, çoğunlukla olağanüstü durum ve olayları yine olağanüstü kahramanlara bağlayarak anlatan halk hikayelerine <span style="color: #0000ff;"><strong>masal</strong></span> denir.</p>
<h5 style="text-align: justify;"><span style="color: #990033;">Masalın Özellikleri Nelerdir?</span></h5>
<p style="text-align: left;"><strong> 1 )</strong> Masallar, meydana geldikleri zaman bir kişinin malıyken, yaygınlaştıkça, yöreden yöreye, ülkeden ülkeye geçtikçe halkın malı olur. Masal, anonim bir türdür.</p>
<p style="text-align: left;"><strong> 2 )</strong> Masallarda genellikle iyilik-kötülük, doğruluk-haksızlık, adalet-zulüm, alçakgönüllülük-kibir&#8230; gibi zıt durumların temsilcisi olan kişilerin mücadelelerinden veya insanların ulaşılması güç hayallerinden söz edilir.</p>
<p style="text-align: left;"><strong> 3 )</strong> Masallarda yer ve zaman kavramları belirsizdir.</p>
<p style="text-align: left;"><strong> 4 )</strong> Anlatımda genellikle geniş zaman veya öğrenilen geçmiş zaman kipi (-mişli geçmiş) kullanılır.</p>
<p style="text-align: left;"><strong> 5 )</strong> Masal kişileri her tabakadan seçilebilir. Masallarda cinler, periler, devler de rol alır.</p>
<p style="text-align: left;"><strong> 6 )</strong> Masallarda anlatım kısa ve yoğundur.</p>
<p style="text-align: left;"><strong> 7 )</strong> Masalların çoğu &#8221; bir varmış, bir yokmuş&#8221; ya da &#8221; evvel zaman içinde, kalbur saman içinde&#8221; gibi ifadelerle başlar. Bunlara tekerleme ya da döşeme denir. Tekerlemeden sonra olay ve dilek bölümleri gelir. Türk masallarında dilek bölümü &#8220;Onlar ermiş muradına .. &#8221; ya da &#8221; gökten üç elma düştü.&#8221; biçiminde başlar.</p>
<p style="text-align: left;"><strong> 8 )</strong> Masalların bir kısmı hayvanlarla ilgilidir.</p>
<p style="text-align: left;"><strong> 9 )</strong> Masallarda genellikle bir eğitim amacı saklıdır; masallar bu yönüyle didaktik (öğretici) bir nitelik taşır.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>10)</strong> Masallarda milli ve dini motiflere hemen hiç yer verilmez.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>11)</strong> Masala müstehcen, çirkin ve ayıp sayılacak hiçbir söz katılmaz.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>12)</strong> Bir yazar tarafından sonradan yazıya geçirilmiştir.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>13)</strong> Masal türünün Hindistan&#8217;da doğduğu sanılmaktadır.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>14)</strong> Günümüzde bellli bir kişinin ortaya koyduğu yapma masallar da yazılmaktadır. Türk masalları üzerinde, Pertev Naili Boratav, Eflatun Cem Güneygibi kişiler çalışmışlardır.</p>
<h5 style="text-align: justify;"><span style="color: #990033;">Masalın Yapısı:</span></h5>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #006666;"><strong><a href="http://egitimilk.com/wp-content/uploads/2012/02/Binbir_Gece_Masallari.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-490" title="Binbir_Gece_Masallari" src="http://egitimilk.com/wp-content/uploads/2012/02/Binbir_Gece_Masallari.jpg" alt="" width="261" height="300" /></a>Olay:</strong></span> Masallarda olaylar tamamen hayal ürünüdür. Fantastik ve ütopik olaylar üzerine kuruludur. Masallarda gerçek veya gerçeğe yakın bâzı olaylar bulunabilir. Fakat bunlarda gerçek dışı olaylar esas teşkil edip, gerçekçilik bir süs gibi kalmaktadır. Çok sayıda olay temel bir olay etrafında sık ve hızlı bir şekilde gelişir. Her dala konma ve hiçbir şeyde uzun uzadıya durmayış görülür. Olay başlar, devam eder ve biter. Yani düzgün bir örgü vardır. Başlangıç ve bitiş: Masalların çoğu “ <strong>bir varmış, bir yokmuş</strong> …” ya da “ <strong>evvel zaman içinde, kalbur saman içinde</strong> …” gibi ifadelerle başlar bunlara tekerleme ya da döşeme denir.Masalların sonunda dilek bölümleri vardır.Türk masallarında dilek bölümü “ <strong>onlar ermiş muradına …</strong> “ ya da “ <strong>gökten üç elma düştü …</strong>” biçiminde başlar.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #006666;"><strong>Yer ve Zaman:</strong></span> <span style="text-decoration: underline;">Masallarda çevre büsbütün hayali ve gerçek dışı ülkelerdir</span>. Kafdağı, Yedi Derya Adası, Yedi Yerin Altı ve Üstü devler âlemi, cinler ve periler âlemi gibi haritalarda bulunmayan ülkeler gösterilir. Masallarda tasvirler gözlere değil hayale dayanmaktadır. Dünyada rastlanması imkânsız olan bahçeler, saraylar, ırmaklar, şehirler yer alır. Ne zaman, hangi yerde bulundukları asla bilinmez. Masallarda yer ve zaman kavramları belirsizdir. Başlıca hayali mekânlardır. Mekânlar çok çeşitlidir ve çabuk değişir. Bir anda kıtalar ötesi mesafe alınabilir. Çok hızlı bir zaman akışı vardır. Anlatımda genellikle geniş zaman veya öğrenilen geçmiş zaman kipi ( -mişli geçmiş ) kullanılır.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #006666;"><strong>Anlatım:</strong></span> Kısa ve yoğundur. nesir diliyle, vakit geçirmek, insanları eğlendirirken terbiye etmek düşüncesinden hareketle, özel bir üslupla anlatılır veya yazılır’ der. Anlatım hiçbir engele uğramadan akıp gider. (Akıcılık) Gereksiz söz tekrarları yapılmaz.(Akıcılık) Ses akışını bozan, söylenmesi güç seslere ve kelimelere yer verilmez. (Akıcılık) Gereksiz ifadeler olmaz. (Duruluk &#8211; Açıklık) Anlaşılması güç cümlelere kurulmaz. (Duruluk &#8211; Açıklık) Anlatım sade ve süzsüz olur. (Yalınlık) Duygu ve düşünceler kısa ve kesin ifadelerle dile getirilirilr. (Yalınlık)</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #006666;"><strong>Kişiler (kahramanlar):</strong></span> Masal kişileri her tabakadan seçilebilir.İnsanlar, cin (peri), hayvanlar gibi hakîkî veya dev, şahmerân gibi hayâlî varlıklar masallarda içiçe yaşar ve masalların kahramanlarıdır. Bunlar insanlara mahsus ölçüler, huylar içinde ele alınırlar. Yâni insanlar gibi sever, hırslanır, öç alır veya yardım ederler. Masallarda yaşayan balık, kuş, ceylan, at gibi hayvanlar da olağanüstü vasıflar taşırlar. onlar da insan gibi düşünür, konuşur, üzülür, sever, acıma veya kin duyarlar. Hattâ bu katagoriye cansız varlıklar bile katılır.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #888888;">Masalda insanlar</span>, gerçek veya gerçekdışı vasıflarda görünürler. Bu gerçek olmayan kuvvetlerini büyülü bir araçtan, var olmayan bir mahluktan veya evliyâdan alır. Masalın kahramanları, belli bir toplumun bilinen bir zamanda yaşamış kişileri değildir. Her ülke ve zamanda olabilecek pâdişah, vezir, köylü, kadı, derviş, ırgat, harâmî gibi sembol tiplerdir. Ancak masallarda her şey tatlıya bağlandığı için, bu tiplerin kötülükleri üstünde fazla durulmaz. Kötüler, korkunç olmaktan gülünç duruma getirilir ve yaptıklarının cezâlarını görürler. İyiler ise uzun yaşayıp mutlu olurlar. Masallarda aynı kahraman bir ceylan, bir kuş veya bir gül fidanı oluverir. Kısaca şekilden şekle girer. Kötüler biçim değiştirerek sevimsiz varlıklar hâline gelirler…</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #006666;"><strong>Masalcı Nine:</strong></span> Geleneğimizde tatlı üsluplarıyla, uzun kış gecelerinde, ramazan gecelerinde, evlerde, konaklarda, çıtır çıtır yanan sobaların başında, çocuklara masallarımızı anlatan ninelere denir.</p>
<h5 style="text-align: justify;"><span style="color: #990033;"> Masalın Bölümleri Nelerdir?</span></h5>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><span style="color: #800000;">a) Başlangıç (tekerleme) :</span> Bütünüyle kelime oyunlarından, birbiriyle pek ilgisi olmayan ama dinle­yicinin ilgisini masala çekmek için bir araya getirilmiş sözlerden meydana getirilir. Dinleyiciyi masal âlemine hazırlar.<br />
<span style="color: #800000;">b) Asıl masal:</span> Masal olaylarının anlatıldığı bölümdür. Kendi içinde giriş, gelişme, sonuç bölümler vardır.<br />
<span style="color: #800000;">c) Masal Sonu:</span> Başlangıç gibi bir tekerlemeden oluşur.</span></p>
<h5 style="text-align: justify;"><span style="color: #990033;">Masalın Çeşitleri Nelerdir?</span></h5>
<h5 style="text-align: justify;"><span style="color: #000080;"><a href="http://egitimilk.com/wp-content/uploads/2012/02/Masal_1.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-488" title="Masal_1" src="http://egitimilk.com/wp-content/uploads/2012/02/Masal_1.jpg" alt="" width="300" height="300" /></a></span></h5>
<p style="text-align: justify;"><strong>1.Hayvan Masalları:</strong><br />
Bu çeşit masallarda hayvanlar genellikle kılık değiştirmiş insan niteliğindedir. Bir düşünceye güç kazandırmak, ibret dersi vermek, örnek göstermek amacıyla anlatılır. Asıl masallardan daha kısa olur, başlangıç tekerlemeleri yoktur. Türk hayvan masalları da genellikle başka ülkelerdeki benzerleriyle aynı kaynaklara dayanır. (Bey ile Horoz, Keloğlan ile Eşeği masalları v.b.). Bunların bazıları eski dinî inançların kalıntılarıdır. (Hayvanlarla Süleyman peygamber veya Nuh peygamber arasında cereyan eden olayları konu edinmiş masallar);</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>2.Asıl Masallar:</strong><br />
<span style="text-decoration: underline;">a) Olağanüstü Masallar:</span> Asıl masalların, yani masal denince ilk akla gelen masalların yer aldığı bu bölümdeki masallarda peri, cin, dev anası gibi tabiatüstü varlıklara rastlanır. Hayvanlar, hayvan masallarında olduğu gibi, insan rolünde değil, tabiat dışı varlıklar seklindedir. Olaylar da, kişiler gibi olağanüstüdür (Rüzgâr Dev, Tık Tık Kabacık masallarında olduğu gibi);<br />
<span style="text-decoration: underline;">b) Gerçekçi Masallar:</span> Kişiler, hayvanlar, olağanüstü masallarınkinden çok farklı değildir. Şehzadeler, sultanlar, padişahlar, bezirganlar, hocalar, kadılar, yoksul ailelerin genellikle en küçük kız veya oğulları Türk masallarının bu çeşidinin ana kişileridir. Bamsı Beyrek Masalı, Akıllı Terzi Kızı v.b.)</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>3. Güldürücü Masallar (fıkralar, nükteli hikâyeler, yalanlamalar):</strong> Okuyan ve dinleyeni eğlendirmeyi amaçlayan masallardır. (Bekri Mustafa, İncili Çavuş, bektaşi, yörük, uşak-efendi, asker-subay, ana-baba, karıkoca fıkraları ve hikâyeleri);</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>4. Zincirlemeli Masallar:</strong> Çoğunun kişileri insan ve hayvanlardır. Küçük çocukların severek dinledikleri ve kendi aralarında en çok anlattıklarıdır. Zincirleme masallarda sıkı bir mantık bağıyla birbirine bağlanan, küçük ve önemsiz bir dizi olay art arda sıralanır. (Keloğlan, Sırça Köşk masalları v.b.).</p>
<p class="sayac_bilgi">1 views</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://egitimilk.com/masal-nedir-masalin-ozellikleri-nelerdir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Fatih Paradoksu</title>
		<link>http://egitimilk.com/fatih-paradoksu/</link>
		<comments>http://egitimilk.com/fatih-paradoksu/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 15 Feb 2012 11:28:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>lukasz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Paradokslar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://egitimilk.com/?p=470</guid>
		<description><![CDATA[FATİH PARADOKSU Bilindiği gibi Fatih, genç yaşta padişah olmuştur. Yaşı gençtir ama zekası ve inançları çok kuvvetlidir. Yeni sultan olduğu yıllardır. Birgün bir sefere gidilecekken ordunun başında babasının olmasını ister. Ancak babası bu teklifi kabul etmez. Fatih’in maksadı babasının ilminden ve tecrübesinden yararlanmaktır. -“Eğer sen padişahsan geç ordunun başına. Yok eğer ben padişahsam emrediyorum ordunun ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2 style="text-align: center;"><span style="color: #ff0000;">FATİH <a href="http://egitimilk.com/fermi-paradoksu/"title="" >PARADOKS</a>U</span></h2>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://egitimilk.com/wp-content/uploads/2012/02/Fatih_Sultan_Mehmet.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-471" title="Fatih_Sultan_Mehmet" src="http://egitimilk.com/wp-content/uploads/2012/02/Fatih_Sultan_Mehmet-252x300.jpg" alt="" width="252" height="300" /></a>Bilindiği gibi Fatih, genç yaşta padişah olmuştur. Yaşı gençtir ama zekası ve inançları çok kuvvetlidir. Yeni sultan olduğu yıllardır. Birgün bir sefere gidilecekken ordunun başında babasının olmasını ister. Ancak babası bu teklifi kabul etmez. Fatih’in maksadı babasının ilminden ve tecrübesinden yararlanmaktır.</p>
<p>-“<strong>Eğer sen padişahsan geç ordunun başına. Yok eğer ben padişahsam emrediyorum ordunun başına geçeceksin!</strong>”</p>
<p>Babası Sultan Murat, başka çare bulamaz ve orduya komutanlık yapar.</p>
<p class="sayac_bilgi">1 views</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://egitimilk.com/fatih-paradoksu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İkizler Paradoksu</title>
		<link>http://egitimilk.com/ikizler-paradoksu/</link>
		<comments>http://egitimilk.com/ikizler-paradoksu/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 15 Feb 2012 11:10:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>lukasz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Paradokslar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://egitimilk.com/?p=464</guid>
		<description><![CDATA[İKİZLER PARADOKSU İkiz olan kardeşlerden biri ışık hızı ile uzaya fırlatılsa ve 50 sene sonra dünyaya tekrar gelse dünyada kalan ikizin yaşı “x+50″, uzaydan gelenin yaşı ise “x+50&#62;gelen” olacaktır. Yani biri yaşlı biri genç ama bir çok bilim çevresi zamanda böyle bir yolculuğun ışık hızına dahi çıkılsa mümkün olmayacağını iddia eder. Çünkü eğer böyle olsa ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2 style="text-align: center;"><span style="color: #ff0000;">İKİZLER <a href="http://egitimilk.com/fermi-paradoksu/"title="" >PARADOKS</a>U</span></h2>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://egitimilk.com/wp-content/uploads/2012/02/ikizler.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-467" title="ikizler" src="http://egitimilk.com/wp-content/uploads/2012/02/ikizler-300x300.jpg" alt="" width="300" height="300" /></a>İkiz olan kardeşlerden biri ışık hızı ile uzaya fırlatılsa ve 50 sene sonra dünyaya tekrar gelse dünyada kalan ikizin yaşı “x+50″, uzaydan gelenin yaşı ise “x+50&gt;gelen” olacaktır. Yani biri yaşlı biri genç ama bir çok bilim çevresi zamanda böyle bir yolculuğun ışık hızına dahi çıkılsa mümkün olmayacağını iddia eder.</p>
<p style="text-align: justify;">Çünkü eğer böyle olsa idi ışık sürekli geçmişe yol alır. Evrende sürekli yer değiştirmeyen ışık bütün evreni aydınlatırdı.Fakat atmosferimize çarpan mezonların 1sn lık anı, 10 dk gibi geçirdikleri ispatlanmıştır.”</p>
<p class="sayac_bilgi">0 views</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://egitimilk.com/ikizler-paradoksu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Zenon Paradoksu</title>
		<link>http://egitimilk.com/zenon-paradoksu/</link>
		<comments>http://egitimilk.com/zenon-paradoksu/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 15 Feb 2012 10:52:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>lukasz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Paradokslar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://egitimilk.com/?p=460</guid>
		<description><![CDATA[ZENON PARADOKSU Hikaye bu ya, kaplumbağanın biri yolda Carl LEWİS&#8217;le (Bu ismin gerçek hayatla hiçbir ilgisi yoktur!) karşılaşır. Kısa bir sohbetten sonra kaplumbağa, Lewis&#8217;e 100 metre yarışı teklif eder. Önce bu teklife gülüp geçen Lewis, kaplumbağanın gayet ciddi ve ısrarcı olması üzerine isteksiz bir şekilde teklifi kabul eder: - Tamam yarışalım ama neyine güvenip benimle ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2 style="text-align: center;"><span style="color: #ff0000;">ZENON <a href="http://egitimilk.com/fermi-paradoksu/"title="" >PARADOKS</a>U</span></h2>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://egitimilk.com/wp-content/uploads/2012/02/Kaplumbaga.gif"><img class="alignleft size-medium wp-image-461" title="Kaplumbaga" src="http://egitimilk.com/wp-content/uploads/2012/02/Kaplumbaga-300x209.gif" alt="" width="300" height="209" /></a>Hikaye bu ya, kaplumbağanın biri yolda Carl LEWİS&#8217;le (Bu ismin gerçek hayatla hiçbir ilgisi yoktur!) karşılaşır. Kısa bir sohbetten sonra kaplumbağa, Lewis&#8217;e 100 metre yarışı teklif eder. Önce bu teklife gülüp geçen Lewis, kaplumbağanın gayet ciddi ve ısrarcı olması üzerine isteksiz bir şekilde teklifi kabul eder:<br />
- Tamam yarışalım ama neyine güvenip benimle yarışmaya kalkıyorsun be birader?<br />
Kaplumbağa, yalnız bir şartı olduğunu söyler:<br />
- Senden tek isteğim, ben yarışa 10 metre önden başlayacağım. Bu şartla beni kesinlikle geçemezsin. Ne o yoksa korkuyor musun?<br />
Lewis kaplumbağanın şartını kabul eder. Yalnız kaplumbağa bir açıklamada bulunur:<br />
- Yarışa başladığımızda sen benim ilk başladığım noktaya geldiğinde ben biraz önde olacağım(mesela 10 metre). Bu anda filmi dondurup farkı görebiliriz. Tekrar harekete başladığımızda sen ikinci kez yarışa başladığım noktaya geldiğinde ben biraz daha önde olacağım (mesela 10 cm). Tekrar hareket ettiğimizde benim son olarak geldiğim yere geldiğinde ben mutlaka senin önünde olacağım. Dolayısı ile sen hiçbir zaman beni geçemeyeceksin.<br />
Bu sözleri duyan Carl LEWİS, yarışma fikrinden vazgeçer. Mâlum, itibar meselesi&#8230;</p>
<p class="sayac_bilgi">0 views</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://egitimilk.com/zenon-paradoksu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yolcu Paradoksu</title>
		<link>http://egitimilk.com/yolcu-paradoksu/</link>
		<comments>http://egitimilk.com/yolcu-paradoksu/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 15 Feb 2012 10:46:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>lukasz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Paradokslar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://egitimilk.com/?p=456</guid>
		<description><![CDATA[YOLCU PARADOKSU Bir yolcu, belirli bir uzaklığa gidecektir. Önce gideceği yolun yarısını; sonra kalan yarısını; sonra kalanının yarısını; yani her gün gideceği yolun yarısını yürümektedir. Kaç günde gideceği yere ulaşır ? Hiç bir zaman çünkü; her zaman mutlaka gidecek bir yolu vardır; kalan yolun yarısını gitmek zorundadır. 0 views]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2 style="text-align: center;"><span style="color: #ff0000;">YOLCU <a href="http://egitimilk.com/fermi-paradoksu/"title="" >PARADOKS</a>U</span></h2>
<p align="justify"><a href="http://egitimilk.com/wp-content/uploads/2012/02/Yol.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-458" title="Yol" src="http://egitimilk.com/wp-content/uploads/2012/02/Yol-220x300.jpg" alt="" width="220" height="300" /></a>Bir yolcu, belirli bir uzaklığa gidecektir. Önce gideceği yolun yarısını; sonra kalan yarısını; sonra kalanının yarısını; yani her gün gideceği yolun yarısını yürümektedir. Kaç günde gideceği yere ulaşır ?</p>
<p align="justify">Hiç bir zaman çünkü; her zaman mutlaka gidecek bir yolu vardır; kalan yolun yarısını gitmek zorundadır.</p>
<p class="sayac_bilgi">0 views</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://egitimilk.com/yolcu-paradoksu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yesin Mi, Yemesin Mi? Paradoksu</title>
		<link>http://egitimilk.com/yesin-mi-yemesin-mi-paradoksu/</link>
		<comments>http://egitimilk.com/yesin-mi-yemesin-mi-paradoksu/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 15 Feb 2012 10:35:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>lukasz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Paradokslar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://egitimilk.com/?p=451</guid>
		<description><![CDATA[YESİN Mİ, YEMESİN Mİ? PARADOKSU Timsahın biri Nil kenarında çamaşır yıkmakta olan bir kadının bir anlık gafletinden yararlanarak onun çocuğunu yakaladı. Kadın çocuğunu geri vermesi için timsaha yalvardı. Timsah, &#8221; Çocuğuna ne yapacağımı doğru olarak tahmin edersen, onu sana veririm, aksi halde onu yerim,&#8221; dedi. Kadın, &#8220;Ay! Yavrumu yiyeceksin,&#8221; diye bir çığlık attı. Timsah, &#8220;pekâlâ,&#8221; ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2 style="text-align: center;"><span style="color: #ff0000;">YESİN Mİ, YEMESİN Mİ? <a href="http://egitimilk.com/fermi-paradoksu/"title="" >PARADOKS</a>U</span></h2>
<p align="justify"><a href="http://egitimilk.com/wp-content/uploads/2012/02/Timsah_1.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-454" title="Timsah_1" src="http://egitimilk.com/wp-content/uploads/2012/02/Timsah_1.jpg" alt="" width="230" height="230" /></a>Timsahın biri Nil kenarında çamaşır yıkmakta olan bir kadının bir anlık gafletinden yararlanarak onun çocuğunu yakaladı. Kadın çocuğunu geri vermesi için timsaha yalvardı. Timsah, &#8221; Çocuğuna ne yapacağımı doğru olarak tahmin edersen, onu sana veririm, aksi halde onu yerim,&#8221; dedi. Kadın, &#8220;Ay! Yavrumu yiyeceksin,&#8221; diye bir çığlık attı.</p>
<p>Timsah, &#8220;pekâlâ,&#8221; dedi, &#8220;artık onu sana veremem, çünkü <strong>böyle yaparsam sen yanlış tahminde bulunmuş olursun. Hâlbuki sana yanlış tahminde bulunursan onu yiyeceğimi söylemiştim.</strong>&#8220;</p>
<p>&#8220;Tam tersine,&#8221; dedi kadın, &#8220;yavrumu yiyemezsin, çünkü <strong>onu yersen doğru tahminde bulunmuş olurum ve doğru tahminde bulunduğumda onu bana vereceğini söylemiştin.</strong>&#8220;</p>
<p class="sayac_bilgi">0 views</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://egitimilk.com/yesin-mi-yemesin-mi-paradoksu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

