Kaşıkçılık Hakkında Bilgi

Kaşıkçılık Hakkında Bilgi

Kaşık yapımı binlerce yıldan günümüze kadar gelişerek gelebilmiştir. Kendisine göre çok ilginç özellikler taşıyan bir sanattır. İnsanlar, taş devri öncesinde sulu yiyecekler yiyebilmek için doğadaki Hindistan cevizi gibi meyve ya da midye benzeri küçük deniz hayvanlarının kabuklarından yararlanmışlardır. İlk kaşık, dala sabitlenmiş deniz kabuğundan oluşan basit bir gereçten ibarettir.

Ateşin keşfi sora kültürünü de geliştirmiştir. Artık yemekler de el oyması ahşap kaşıklarla karıştırılmaya başlanmıştır. İlk kaşık yuvarlak, ağız kısmından sapa doğru incelen incir formunda idi.

Hacılar’da ilk kaşık örneği pişmiş topraktan yapılmış olup M.Ö. 6 bine tarihlendirilmiştir. M.Ö. 2 bine ait kazı buluntularında ise bugün kullandığımız kaşık örneklerinden az farklı olan kaşık örneklerine rastlanmıştır.

Anadolu’da ilk Türk kaşık örnekleri Selçuklularla ortaya çıkmaktadır. İlk sanatçıların Karaman’dan Konya’ya gelen talebe-i ulum (belirli bir konu üzerinde eğitimini derinleştiren) olduğu söylenir. Bunlar yaptıkları kaşıkları satarak geçimlerini sağlarlardı. Sonraları medreseye gelenlerle yerli halktan medrese öğrencisi, imam ve hatiplere geçmiş bir sanattır.

Gazimihal (1954) de kaşık oyununun Anadolu’ya Selçuklularla geçmiş olduğunu “Kaşık Oyunu” adlı eserinde dile getirmiştir. Orada da belirttiği gibi “Şaman oyunlarında davul ve kayaraktan başka kaşığın da kullanıldığının bilindiği söylenmektedir.”

Sonraki yıllarda sofralar çeşitli, birbirinden güzel kaşıklarla süslenmiştir. Henüz madeni çatal-kaşık kullanılmaya başlamadan önce sanatçılar bütün becerilerini, zevklerini tahta kaşıklara yansıtmışlardır.

Şimşir, kemik, fildişi, gümüş, altın, bağa ve sedef kullanılarak çeşitli şekillerde kaşıklar yapılmıştır. Bu kaşıkların içleri ve sapları da değerli taşlarla süslenmiş, çeşitli motiflerle bezenmiş veya üzerilerine beyitler yazılmıştır.

Kaşık, bilhassa Türklerde, başlangıçta, yaygın olarak ağaçtan yapılmıştır. Üstelik tahta kaşıklar madeni kaşıklara göre hemen ısınmadığı için ağzı yakmaması tercih sebebi olmuştur.

Bugün Anadolu’da kaşık kullanılarak oyun oynamayan yöre yok gibidir. Örneğin Silifke’nin çeşitli oyunları ile Antalya’nın Yörük oyunları, Mudurnu, Göynük, Kastamonu ve Konya oyunları gibi ki bunlar hemen akla gelip sayılanlardır.

Kaşıklar; ağız, boyun ve sap olmak üzere üç bölüme ayrılır.

Ağız: Hem yörelere hem kullanıldığı yere hem de ustasının zevkine göre farklılık göstermektedir. Adından da anlaşılacağı gibi kaşığın ağza alındığı bölümdür. Çeşitli şekillerde yapılmışlardır.

Kaşığın ağız kısmı: “sivri, top, köşeli, yarım ay, ayı tırnağı, tırnaklı, iki ağızlı” gibi isimlerle adlandırılırken “oval, sivri, yuvarlak, armudi, yaprak şekilli” olarak adlandırılmıştır.

Boyun: Ağız ve sapın birleştiği kısımdır. Kaşığın boyun bölümü “düz, dirsekli, kulaklı, kanallı” olmak üzere dört şekilde adlandırılır.

Düz: Boyun oldukça sade yani düz yapılmaktadır.

Dirsekli: Taraklı yöresinde “deve boynu, düğmeli, koca düğmeli” isimleri ile adlandırılmaktadır.

Kulaklı: Boynun sağ ve sol tarafında kulak adı verilen çıkıntılar bulunmaktadır.

Kanallı: Çanakkale ve Ordu illerinde boyun kısmının oyularak kanal şeklini aldığı görülmüştür.

Sap: Kaşığın elle tutulup ağza götürülmesine yarayan, ince ve uzun bölümüdür. Ustaların zevki doğrultusunda çeşitli şekillerde yapılarak süslenmişlerdir. Kaşığın en önemli bölümüdür. “Kaşığı herkes yapar ama sapını ortaya getiremez” sözü sapın önemini en güzel şekilde vurgulamaktadır. Kaşığın sap kısmı biçim ve şekline göre isimlendirilmiştir. Yılanlı, düğmeli, toplu, kertikli, kabartma, kırmalı makaslı, delikli, yanıklı, sivri, taraklı, tırtıllı, iki ağızlı, kırma katlama, makas olarak adlandırılmıştır.

Kaşık yapımında; elyaflı sık, dokusu sert ve hoş kokulu şimşir, ahlat, armut, ardıç, karaağaç, gürgen, armut, kızılcık, karakurt, kuka, abanoz, meşe gibi ağaçları seçmişlerdir.

Ağaç kaşıklar, ucuz olması ve kullanıldığı tencere ve tavayı çizmemesi bakımından tercih edilmişlerdir. Ancak hızlı makineleşme ve nüfus artışı nedeniyle yerlerini döküm ve pres madeni kaşıklara bırakmışlardır.

Günümüzde Adapazarı-Taraklı, Antalya-Akseki, Balıkesir-İvrindi, Bartın’da, Çanakkale-Bayramiç-Lapseki, Karabük-Safranbolu, Kütahya-Tavşanlı, Muğla, Trabzon-Sürmene gibi yerleşim yerlerinde tahta kaşık üretimi devam etmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir