Kurşun Dökme Geleneği Hakkında

Kurşun Dökme Geleneği Hakkında

Çevremizdeki birçok ninenin, herhangi bir olumsuz olay yaşandığında veya işler ters gittiğinde “Gelin ben size kurşun dökeyim. Hacı teyzem bana elini verdi. Kurşun dökersek bir şeyciğiniz kalmaz.” dediğini duyanlarınız olmuştur. O kara örtülerin içine girip, başınızdan aşağıya kurşun döktürmüşlüğü olanlarınız da vardır içinizde. “Kem gözler kör olsun inşallah” diyerek dualar okunur, uğursuzluk savılırdı. Kurşun döktürürken başınıza veya herhangi başka bir yerinize kurşun değip elinde, kolunda, yüzünde kurşun yanıkları oluşanlar söylenenleri daha iyi algılayabileceklerdir. Peki Kurşun dökme işi nedir? Gerçekten kurşun döktürmenin faydası var mıdır? Batıl inançlardan biri midir yoksa kurşun döktürmek? Herkes kurşun dökme işini yapabilir mi? Gelin hep birlikte bu güne kadar kafamızı kurcalayan bu sorulara yanıtlar bulmaya çalışalım.

Kurşun Dökme Nedir?

Kurşun Dökme Geleneği, kökeni çok eskilere dayanan, “Şaman” geleneklerinden kalma bir adettir. Nazar ve uğursuzlukların başımızdan savılması için yapıldığı söylense de İslam dininde böyle bir uygulamanın varlığından söz etmek mümkün değildir. Dinimizde nazarın olduğu, nazar dualarının varlığı hatta Felak Suresi’nde geçtiği bilinmektedir. Yalnız nazara karşı kurşun dökme olayı diye bir kural ve kaide bulunmamaktadır. “Kurşun Dökme” işi koca karı adetlerimizden biri olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

Şamanlardan kalma bu geleneğin, Şamanlardaki adı “Kut Dökme” anlamına gelen “Kut Kuyma”dır. İnsanlara musallat olan kötü ruhların olumsuz etkisini ortadan kaldırmaya yönelik olarak, çok eski dönemlerde uygulanan sihir kökenli bir uygulama idi. Kurşun dökme, kötü takıntılardan kurtarma yöntemlerinden biri olarak kullanılmış ve günümüzde de Anadolu’da halk gelenekleri arasında yerleşik ve zengin bir şekilde yaşamaya devam etmektedir. Halk dilinde, nazarla, büyüden ileri gelen hastalıklarla ruh rahatsızlıklarının giderilmesi için kullanılan bir şifa yöntemidir. Çok eski zamanlara dayanan, dualarla güçlendirilerek olumsuz etkilerden arınma metodudur.

Kimlere Kurşun Dökülür?

  • Yaşanan üzücü olaylardan evdeki negatifin temizlenmesinde ölüm, ayrılık, kazalar, hastalıklar, uzun deprosyonda.
  • Kısmet bağlılığı, yaşamı etkileyen terslikler, işlerin bozulması, istemeden yapılan yanlışlar.
  • Ani şoklar, korkular, uğrama, musallat olma, dengesizlik, unutkanlık, mutsuzluk, uyurgezerlik, ruh ve bedendeki bozukluklarda.
  • Nazarla etki altında kalan malına (ev, araba, yaşantı, para, güzellik, başarı) üzerinde negatiflerin temizlenmesinde.
  • Eski eşyalar üzerindeki, başkasına ait olup kullanılan giysiler.
  • Kendisiyle barışık olmayan, karamsar, mutsuz kişilerin değişmesinde her derde deva olarak kullanılır.

Herkes Kurşun Dökebilir Mi?

Kurşun dökme işini herkes yapamaz. Bu işi yapabilmek için ocaklı ve izinli olmak gerekir. Ocaklı, kurşun dökücünün daima bu işle uğraşmış bir aileye mensup olmasıdır. İzinli ise, bu aileden kendisinden önce kurşun dökücülük yapan kimseden kurşun dökmek için (destur, yani el) almış olmasıdır. Ocaklı ve izinli olmayanlar kurşun dökücülük yapamayacakları gibi, yaptıkları farz edilse  bile, bu kategoride olanların kurşun dökmesinden fayda umulmaz.

Kurşun Nasıl Dökülür?

Kurşun Dökme işi bölgesel ve yöresel olarak farklılık gösterse de yapılan iş hemen hemen aynıdır. Bunun için öncelikle 200-300 gram kurşun getirilir. Bir kepçenin içine atılan kurşun, erimesi için ateşin üzerinde bir müddet bekletilir. Ocak, bu işlemi yaparken üç defa İhlas, bir defa Fatiha Suresi’ni okur. Eridikten sonra kurşun, baş tarafı bir örtüyle örtülü olan hastanın üzerinde içinde su, suyun içinde süpürge çöpü ve küçük bir ekmek parçası olan kabın içine “Bismillahirrahmanirrahim” diyerek boşaltılır. Erimiş kurşun suyla temas eder etmez katılaşır ve bir şekil alır. Kurşunun şekline göre teşhis konur. Mesela; kurşunun su damlası gibi bir şekil alması, hastaya nazar değmiş olmasının bir göstergesidir. Bunun dışında kurşunun bir diken yumağı şeklini alması da hastanın üzerinde korkunun olduğunun, hastanın bir şeylerden korktuğunun göstergesidir.

Kurşun eritme ve hastanın üzerinde su dolu kaba boşaltılması işlemi, vücudun (baş, gövde ve ayak) üç ayrı bölgesinde üçer defa tekrar edilir. Bu işlem bitince hasta, kap içindeki suya üç defa parmağını değdirerek parmağını yalar. Son olarak ocak, su dolu tasta ıslattığı elleriyle hastanın üçer defa yüzünü, karnını, ellerini ve ayaklarını ıslatır. Bu işlem yapılırken ocak, yine üç defa ihlas, bir defa Fatiha surelerini okur ve kurşun dökme işlemi son bulur.

Kurşun dökme işlemi bittikten sonra kap içindeki su dışarıda bir kedinin üstüne atılır. Bu işlemin maksadı tedavi tamamlandıktan sonra tas içindeki suyun içinde toplanan hastalığın ortada kalmayıp, canlı hayvan tarafından uzaklaştırılması gerektiği inancıdır. Yine aynı şekilde su bir akarsuya da atılabilir. İnsan üzerinde oluşan etkinin akarsuyla uzaklara gitmesi inancı da mevcuttur.

Görüldüğü üzere her ne kadar teknolojiyle birlikte tıbbın imkanlarının gelişmesine rağmen halk arasında halen halk hekimliğinde ocaklık geleneği eskisi kadar güçlü olmasa da devam edebilmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir