Kuzine Soba Hakkında Bilgi

Kuzine Soba Hakkında Bilgi

Kışın alabildiğine soğuk günlerinde dışarıdan içeriye koşa koşa gelip, ısınmak için kullandığımız pek çok gerecimiz var. Son sürat ilerleyen teknolojiyle birlikte evlerimizde; küçükten büyüğe infrared ısıtıcı ufolar, şömineler, evin her metrekaresine ulaşan kaloriferler, doğal gaz sistemleri, güneş enerjisi panelleri… Bir de bunların arasından sıyrılan, hayatımızda önemli bir yere sahip vazgeçilmezimiz sobalar…

Sobalar, belki yukarıdaki saydığımız ısıtma sistemleri ve araçları kadar kullanışlı olmasalar da hayatımızda önemli yer edinmişlerdir. Apayrı bir yeri, türlü türlü anıları vardır sobanın. Birçoğumuzun evinde pişirilen yemekler soframıza gelmeden sobada ısıtılmadı mı? Birçoğumuzun 10 metrekaresi eşyalarla dolu 20 metrekarelik odasında sobada ekmek pişirilmedi mi? Birçoğumuz güneş enerjili sistemler olmadan sobada ısıttığımız suyla banyoya girmedik mi? Soğuktan başka odalara geçme lüksümüzün olmadığı  zamanlarda mutfağa çıkıp sobanın içine girercesine sarılmadık mı? Gecenin bir vakti çelik gibi soğuğu yiyip sobanın içine girercesine ısınmadık mı? Özellikle kırsal kesimlerde her eve bir soba girmedi mi? Bu saydıklarımızı çoğaltmak mümkün olsa da hepsini anlatmak burada mümkün değil!

Evlerde kullandığımız sobaların da birkaç çeşidi mevcut. Size bunların arasından en kullanışlı olan kuzineden bahsetmek istiyoruz. Kuzine sobalar, fırını olan kömür sobalarıdır. Kuzine sobaları hala bir çok evde görmek mümkün, ki gayet kullanışlılar.

Üzerine en az iki tencere sığan kuzine sobalarda yemek pişirebilirsiniz. Sobaya bol odun atıp hem odayı ısıtır, hem de yemek için ocak oluşturursunuz. Denizcilikte de “kuzine” yemek pişirilen yere denilmektedir zaten. Adını da bu sobalardan almıştır.

Kuzine sobaların üstünde her an kullanılmaya hazır sıcak suyunuz vardır. Bir misafir geldiğinde beklemeden çay suyunu buradan alabilirsiniz.

Tepsiye ortası yarılmış kestaneleri dizer, kuzine sobanın ocağına pişirilmek üzere bırakabilirsiniz. Pişerken kestaneler patlasa da sonuçta kuzinenin içinde kalacaktır. Zaten normal fırınlarda kestane pişirmek biraz risklidir, zira patlayan kestaneler mikrodalga fırınlarınızı deler. Kuzinelerde böyle bir risk de bulunmamaktadır.

Her acıkıldığında yemek yerine üç beş parmak kadar patatesi kuzineye verip, ağzımızı yaka yaka yemeyi tercih edenler azımsanmayacak derecede fazladır. Kuzine bambaşka bir lezzet verir patateslere.

On beş metrekaresi eşyalarla dolu yirmibeş metrekarelik odamızda ekmek pişiren babaanneler mevcuttur kuzinede. Pişirilen ekmeğe kuzine tadı ve babaanne sevgisi eklenince kıtırından aldığımız “kuzine ekmeği” çocukluğumuzun hafıza çivilerinden biri haline gelmiştir.

Bunlardan da önemlisi; kuzine olsun olmasın, sobanın yanına bir yastıkla muhlis kediler gibi serilip, yastığın yumuşaklığıyla sobanın sıcaklığını hissetmek kadar zevkli bir dinlenme stili olamaz diye düşünüyoruz. Bu dediklerimizi sadece bunları yaşayabilenler anlayabilirler. Kaloriferli evlerde yetişip, kombilerle ısınan bisküvi çocuklarının bu zevkten mahrum kalmaları üzüntü verici. Şuan evinde kuzinesi olmayanlar yada evine hiç kuzine yada soba girmemiş olanlar sadece dediklerimizi hayal etsinler, ki hayali bile dinlendiriyor insanı.

Günümüzde on yaşlarında bir çocuğa “Kuzine nedir?” diye sorduğumuzda, ağzında bir şeyler geveledikten sonra “Hadi counter oynayalım” diyecektir muhtemelen yarım yamalak telaffuzuyla. Yaşantımızdan bir çok güzelliği yok eden hayat öyle görünüyor ki silecek hatıralarımızdan.  Kuzinelerden geriye kalacak olan sıcak çaydanlık, kıtır soba ekmekleri, şakacı kestaneler…

Her ne kadar yetişememiş olsak da, büyükler kuzinenin çıtırtısını dinlerken muhabbetlerin de farklı olduğunu söylemektedirler. Allah dostlarınızla muhabbetinizi bol eyleyip evinizden kuzinenizi eksik etmesin!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir