Lüle Taşı İşçiliği

Lüle Taşı İşçiliği

Kristal biçimi, masif; ince lifsi; çoğunlukla kompakt ve nodüllü, toprağımsı veya kil görünümlü olup renk ve şeffaflık bakımından beyaz, grimsi, sarımsı, mavimsi yeşil ya da kırmızımsı, organik madde içeriğine bağlık olarak kahverengimsi, opağa yakındır, mat görünümü vardır.

Değerli bir taş olan lületaşı, emici özellikli, açıkta kalınca renk değiştiren ve yumuşak, kolay işlenebilen bir tür magnezyum silikat taştır. Büyük ölçüde dünyanın en kıymetli pipolarının yapımında kullanılan lületaşının dünyada en bol çıkarılmaya en uygun halde bulunduğu yer Eskişehir’dir.

Toprağın bir metre altından başlayarak 140-150 metre altına inen kuyulardan oldukça güç koşullarda çıkarılan lületaşı, diğer adıyla Eskişehir taşı beyaz renkte olup gözeneksiz ve hafif olması aranan özellikleridir. İyi nitelikte taşlar “boz” ve “deve tüyü” adı verilen topraktan çıkarılır.

Eskişehir’in Sarısu, Yenişehir, Türkmentokat, Gökçeoğlu, Karaçay, Söğütçük, Margı, Sepetçi, Nemli, Kümbet, Yeniköy, Kepeztepe, Karahöyük ve Başören köylerinden çıkarılan lületaşı, büyüklüğüne göre sıralanarak yapılacak eşyanın türü seçilir.

Yalnızca kolye ve tespih yapılabilen en küçük boy lüle taşına “dökme” denir. Küçük boy pipo yapımında”orta”, orta boy pipo yapımında ise “daneli” kullanılır. Büyük boy pipolar “pamuklu”dan yapılır. Taşın büyüklüğü on pamuklu boyuna eriştiğinde “birimlik” (yumruk büyüklüğünde) adını alır. En büyük boy taşa ise “sıramalı” adı verilir. Ancak nadiren bulunan ve 30 ile 80 pamuklu boyları arasında değişen taşlara da rastlanır. Bunlara ise “omuzlama” ve “budama” denir.

Taş işlemesinde “tahra” adı verilen keski ile taşın dış yüzeyi temizlenir. “Kaba bıçak” ile pürüzler giderilir ve yapılacak eşyaya göre yontulur. Bu işleme “saykalı” adı verilir. İşlemeyi kolaylaştırmak için ısıtılan taş üzerinde “İş Bıçağı” ile taslak çıkarılır.

Zarif, narin yapısıyla tamamen özgün bir malzeme olan lületaşından artık sadece tütün içim araçları değil, kullanım ve estetik değeri yüksek yepyeni eserler de üretilmektedir.

Yer altından çıkarılan lületaşı bünyesindeki nemi kaybetmediği sürece kolay olarak işlenebilir. Genellikle ustaların kendilerince hazırlanan bu bıçakların ve benzeri araçların sayısı bazen elliye yaklaşır. Uzun süreli çalışmalarda nemini kaybederek sertleşen taş suya batırılarak yeniden yumuşatılabilir. Taşın doğada giderek azalıyor olması nedeniyle taşın doğal biçimine en uygun modelinin seçilmesi işletmede esastır. Böylece, taşın mümkün olan en az fireyle değerlendirilmesi sağlanır.

Model konusunda en önemli kaynak, gözlem ve ustaların hayal gücüdür. Tasarlanan biçimde işlenen lületaşı endirekt ısıyla uzun sürede kurutulur ve çok ince şekilde zımparalanır.

Tamamlanan lületaşı eserler beyazlatılmış ve yeteri kadar ısıtılmış balmumuna batırılarak taşın pislikleri kusması ve fildişi rengi alması sağlanır. Yüzeyden itibaren sıcak balmumu emdirilmiş lüle taşı eserler, ovularak parlatılır. Bu esnada şeffaf krem/sarı renk alan lületaşı, fildişine benzer bir görüntü kazanır.

Bu yüzyılın başlarında, özellikle, hanımların parça taşlardan el tornalarında boncuk çekmesiyle başlayan lületaşı işlemeciliği, Cumhuriyet yıllarından itibaren çok yönlü olarak gelişmiştir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir