Nazar Boncuğu Hakkında Bilgi

Nazar Boncuğu Hakkında Bilgi

Anadolu camcılığının mavi renkli cam boncukları, M.Ö. 100-300 ler arasında, iç-kalıp tekniğiyle uygulanmış cam ürünlerin bir grubu olmuştur.

Özellikle Roma dönemine ait cam boncuklar, Anadolu’nun her yerinde bulunur. Bu boncuklar sarma tekniğiyle üretilmiştir ve her türdeki sıcak işleme yöntemleri kullanılmıştır.

Anadolu’da binlerce yıldır sayısız süreç geçirmiş, şaşırtıcı sanayi ve tasarım yarışının içinden gelen geleneksel cam ustaları, ilginç biçimde eski bir mirası canlı tutmuşlardır. Bunlar camcılığı eski bir aile sanatı olarak sürdürmüşler ve çoğunlukla nedenini çok da açıkça bilmeden, gelenekten taşınanı üretmeye devam etmişlerdir.

Boncuk, aslında bir cam üretimi olmasına rağmen tam anlamıyla cam değildir. Düşük ısılarda eritilebildiği için cam ile camsı arasında kalır. Genellikle yapıldığı basit fırınlarda, boncuğu tam camlaştırmaya götürecek kadar yüksek bir ısı yoktur. Boncuk camı, camdaki kimyasal birleşmenin değil, fiziksel birleşmenin sonucu olarak ortaya çıkar. Bu yüzden boncuk ustalarının hammaddeleri ve kompozisyonları son derece karışıktır. İçinde, temel cam maddeleri vardır ama onun yapılma ve biçimlendirme işlemleri sırasında, herkes kendine göre başka bir teknik uygulayabilir. Mesela, işleme süresi arttıkça renk koyulaşır. Bu yolla, aynı karışımı işleyerek bambaşka renkler elde edilebilir.

O yüzden bilinen karışımlarla asla bilinmeyen şeyler yapılabilir. Geleneksel cam boncuk yapımının ustalığı da oradadır. Geleneksel cam boncuk yapımındaki ustalık, boncuk üretiminin kişisel yorumlara izin vermesinde yatar. Aynı cam kullanılarak, yeşille mavi arasında kalan her renk elde edilebilir. Kompozisyon ise aynıdır.

Anadolu’da bunca yılda örülmüş bir cam kültürü vardır ve bu iş yüzyıllardan beri, sanki doğal bir ürün elde edercesine kendiliğinden sürdürülür. Ustaların camı fırından aldıkları konik çubuklar, her boy boncuğu içinde döndürerek biçimlendirdikleri değişken çaplı tek parça levhalar, dengeli maşaları ile hiçbir kalıp kullanmadan yaptıkları sonsuz biçimlerdeki boncuklar.

Bu kadar az aletle, erimiş camlara neredeyse istedikleri her biçimi kolayca verebilmeleri ise, gerçekte camcılığın çok derinlere giden kökenlerinin garanti ettiği bir sonuçtur.

Göz boncukları ise, cam boncuğunun tarihi gelişimi içindeki birçok işlemin bir araya gelmesinden ortaya çıkmıştır. Önce sade bir boncuk yapılıp, daha sonra bunun üzerine diğer renkler teker teker sıcak işlemlerle yerleştirilir. Bu sıcak işlemlerle yapılan adımların hepsi tamamlandıktan sonra ortaya çıkan göz boncuğu, yeniden ısıtılıp ezilerek son biçimi verilir.

Oysa bu kadar basit görünen bu işlemin arkasında karmakarışık bir sistem vardır bu da, üretim sisteminin ana tezgahı olan cam fırınlardır. Boncuk fırınları, genel olarak birbirine yakın ilkelerle çalışır ama değişik camcı ailelerin fırınları kendi ürünlerine göre değişik özellikler taşır.

Anadolu’daki bu geleneksel fırınlar sabah yakılır, içindeki cam veya çalışma bitince de söndürülür. Ve biçimlendirilmiş olan cam boncuklar, bu fırının özel soğutma bölümünde biriktirilerek ertesi güne kadar fırınla birlikte yavaş yavaş soğutulur.

Camcılıkta genel olarak en önemli konulardan biri, biçimlendirilmiş camların belirli bir düzen içinde ve sürede yavaş yavaş soğutulmasıdır. Bu işlem çok dengeli bir düzende ve sürede yapılmazsa boncuklar kırılmış ya da çatlamış olacaktır.

Sonuç olarak Anadolu’nun binlerce yıllık cam boncuk geleneğinin temelinde, her şeyden önce duyarlı, dengeli bir fırın ve ısı teknolojisi yatmaktadır. Anadolu’nun cam boncuk fırınları ise, bu camcı ailelerin en iyi bildiği şeydir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir