Osmanlı Dönemi Seramikleri

Osmanlı Dönemi Seramikleri

Selçuklu, mozaik çini tekniği ile renkli sır tekniğinin birleşmesi Osmanlı çinilerinde bir başlangıç olmuştur. Ana merkezi 15. yüzyılda İznik’tir. İznik’in destekleyici ikinci merkez 15. ve 18. yüzyıl Kütahya’dır. İstanbul 14. ve 18. yüzyılda çeşitli tip çini örnekleri veren bir merkezdir.

İznik 1331 yılında Orhan Gazi tarafından fethedildikten sonra önemli bir Osmanlı merkezi haline gelmiştir. Özellikle 14. ve 15. yüzyılda önemli anıt eserlerle donatılmış ve bir kültür merkezi haline gelmiştir. 16. yüzyılda Kanuni Sultan Süleyman’ın özel ilgisi ile son parlak dönemini yaşamıştır. Osmanlı İmparatorluğunun zirve dönemi çiniciliğin ünü zamanın dünyasına yayılmıştır. İstanbul’a üç günlük mesafe olmasına rağmen imparatorluk merkezinin görkemli anıt eserlerinin çini süslemeleri İznik’te üretilmiştir.

İznik’te kırmızı hamurlu seramiğin ikinci tekniği astar dekorlu slip olarak ortaya çıkar. Bu tip seramik Osmanlı seramik sanatının Selçuklu seramik sanatı ile belirgin bağlantısı olduğunu göstermektedir. Kırmızı hamurlu seramikten sonra daha çok beyaz astarlı mavi beyaz dekorlu seramikler yapılmış ve “Millet İşi” olarak anılmıştır. Bunlar çukur kase, kandil, tas, tabak gibi formlarla karşımıza çıkar.

Mavi beyaz dekora firuzenin katılması 16. yüzyılın ortalarında buğulu mor ve yeşil rengin katılması ile yeni grup beyaz hamurlu İznik seramiği üretilmiştir. Bu üslup yanlışlıkla “Şam İşi” adı ile anılmıştır. İznikli Musli Usta’nın ‘Kubbet El Sahra Kandili’ bu gelişmenin başlangıcı olarak görülür.

15. ve 18. yüzyıla ait duvar çinileri ve mozaik çinilere Osmanlı dönemi 15. yüzyıl yapılarında ender olarak rastlanır. Bu teknikte örneklerin Selçukludan farkı daha iri taneli oluşudur. Mavi, firuze, siyah, mor renklere ilave olarak beyaz renk kullanılmıştır. Desenler basılarak ya da kazıma tekniği ile işlenir. Her bölüm istenilen renkte sırlanır. Bunların birbirine karışmaması için aralarında bal mumu ile yapılan bir madde kontor olarak kullanılır. Genellikle mavi, yeşil firuze, beyaz ve sarı renkler kullanılmıştır.

İznik Tabağı

Çinilerde görülen klasik desenler; realist çiçekler, laleler, sümbüller, karanfiller, güller, goncalar, nar çiçekleri, bahar dalları, elma ağaçları, üzüm salkımları, iri kıvrımlı hançer yaprakları, kıvrım dallar, çiçek buketleri, rozetler, vazolar, kandiller gibi unsurlardır. En parlak dönemi olan 16. ve 17. yüzyılda çini örnekleri kalite ve estetik bakımdan doruk noktasına ulaşmıştır. Bu dönemde yüzyıla isim vermiş hafif kabartmalı domates kırmızısı bulunmuştur. Gerek mimari gerekse kullanıma yönelik her çini eser benzersiz güzellik taşır. Bununla ilgili en güzel örnekleri Topkapı Sarayı başta olmak üzere, İstanbul’da birçok camii, medrese ve köşkte görmek mümkündür.

16. ve 17. yüzyıl kırmızılı İznik ve Kütahya çinileriyle bezenmiş önemli eserler şunlardır:

  • Adana Ulu Camii (1552)
  • Manisa Muradiye Camii (1585)
  • İstanbul Süleymaniye Camii (1550)
  • Rüstem Paşa Camii (1561)
  • Sokullu Mehmet Paşa Camii (1571)
  • Kılıç Ali Paşa Camii (1585)
  • Takkeci İbrahim Ağa Camii (1591)
  • Sultan Ahmet Camii (1609)
  • Edirne Selimiye Camii (1571)
  • İstanbul Sultan Süleyman Türbesi (1566)
  • Hürrem Sultan Türbesi (1558)

Osmanlı döneminin sonlarına doğru batılılaşmaya yönelik özenti ve modernleşme serüveninin başlaması, Osmanlı devletinin duraksama dönemine girmesi ile 17. yüzyılın ikinci yarısından sonra kalite düşmeye başlar. 18. yüzyıl İznik atölyelerinin ekonomik nedenlerle bir daha kalkınmamak üzere çöküşü, Kütahya imalathanelerine yeni bir hız verir. Kütahya çinileri, özellikle kiliseler için ermeni ustaları tarafından yapılan yeni konu ve renkleriyle geleneksel örneklerden farklılık gösterir. 19. yüzyıl sonlarında ve 20. yüzyıl başlarında yapılan geç dönem Kütahya çinilerinde eski İznik çini motiflerine dönülür.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir